Çocukluğum ve gençliğim İstanbul Pendik`te geçti. Henüz 12 yaşındaydım ve Türkiye siyasi çalkantılar geçiriyordu. O zamanlar televizyon yaygın olmadığından her gün kahvehanedeki ihtiyarlara günlük gazeteleri okuyordum. Süleyman Demirel, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Nihat Erim, Ferit Melen, Deniz Gezmiş, 12 Mart sözcükleri, emsallerimin ezbere bildiği oyun isimleri gibiydi belleğimde. Günlük gazetelerin pehlivan tefrikalarına kadar okumanın yanısıra her saat başı radyodan ajansı (haberler) dinleyen, 12 yaşında gündemle yatıp kalkan, ne olduğu tam belli olmayan siyasi gündem zombisi bir yaratık olmuştum. Kısaca, gazeteciliğe gazete okuyarak başladım, demem daha doğru olur.
Bir kaç yıl öncesine gidince 68 olayları, Vietnam Savaşı vardı gündemde. Gazetede Napalm bombası ile yaralanmış bir çocuk ve kan gölüne dönmüş bir avuç toprak karesini gördükten sonra ilk şiirimi yazdım. Yer kırmızı/ Gök yeşil... diye başlıyordu yazdığım şiir. Gök yeşil olmaz, diyen bir büyüğüme inat o gün bugündür şiir yazıyorum. Gazete okumamın karşılığı olarak ihtiyarların verdiği harçlıklardan yeni çıkan GIRGIR Dergisi alıyor, içindeki esprilere gülerek stres atıyordum! “Beş N Bir K” nedir bilmiyordum ama haber yazmanın kurgusunu öğrenmiştim.
… yazının tamamını MÜREKKEP Kültür, Sanat, Edebiyat Serisi: 3’den okuyabilirsiniz.