Tanzimattan sonra memleketimizde Avrupa tesiri ile yeni bir edebiyat gelişirken eski divan şiiri tarzında da değerli eserler yazılmıştır. Bunlar geniş ve devamlı bir tesir yapmamakla beraber bu cinsten bazı parçalar milletin hâfızasına geçecek kadar tanınmıştır. Aşağıdaki beyitler bu çeşitten örneklerdir.
I
Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz ü felâh:
Hazır ol cenge eğer ister isen sulh ü salâh.
Abdülhak Molla (1786-1853)
II
Neş’e tahsil ettiğin sagar da senden gamlıdır,
Bin dokun bin âh dinle kâse-i fâğfurdan.
Âli (1815-1856)
III
Kişiye her işi âlâ görünür,
Kuzguna yavrusu anka görünür.
Şinasi (1826-1871)
IV
Ahıbba şive-i yağmada mebhut eyler âdayı,
Hudâ göstermesin âsar-ı izmihlâl bir yerde.
Yenişehirli Avni (1826-1883)
V
Benzer erbab-ı riyanın hali ol kâşeneye,
İç yüzü viran, dışı mamur şeklin gösterir.
Esat Muhlis Paşa ( - 1851)
VI
Gizli kalmaz su-i ahvali isaet ehlinin:
Dehrde her gûş esam, her dide nabina değil.
Diyarbakırlı Sait Paşa ( 1832-1890)
VII
Olup mecruh-i peykân-ı havadis tair-i devlet
Demadem hun akar çeşmin gibi şehbal-i milletten.
Leskofçalı Galip (1828-1867)
VIII
Marifet iltifata tabidir,
Müşterisiz meta zayidir.
Muallim Naci (1850-1893)